CANSIZ ATOMLARI PROTEİNLERE
DÖNÜŞTÜREN
KUSURSUZ YARATILIŞ
ŞUURSUZ ATOMLARIN İNŞA ETTİĞİ YETENEKLİ PROTEİNLER 
PROTEİNLERİN GÖREVLERİNE UYGUN KUSURSUZ YARATILIŞLARI 
AMİNO ASİTLERDEKİ DÜZEN 
PROTEİNLERDE NEDEN DOĞADAKİ 200 AMİNO ASİTTEN SADECE 20 TANESİ KULLANILIR? 
CANLI YAPILARDAKİ PROTEİNLER SADECE SOL-ELLİ AMİNO ASİTLERDEN MEYDANA GELİR 
AMİNO ASİTLERİN DİZİLİMİNDEKİ PLAN 
AMİNO ASİTLERİ BİRLEŞTİREN ÖZEL BAĞLAR 
AMİNO ASİTLERİ BİRBİRLERİNE BAĞLAYAN KÖPRÜ: PEPTİD BAĞI 
YERYÜZÜNDE CANLILIK NASIL OLUŞTU 
PROTEİNLERİN DÖRT FARKLI YAPISI 
PROTEİNLERİN PRİMER YAPISI: AMİNO ASİT DİZİLİMİ 
PROTEİNLERİN SEKONDER YAPISI: SARMAL VE TABAKALI YAPI 
PROTEİNLERİN TERSİYER YAPISI 
BAĞLARIN KUVVETİ EN UYGUN ŞEKİLDE OLMALIDIR 
PROTEİNİN ÜÇ BOYUTLU YAPISI KUSURSUZ BİR YARATILIŞIN ESERİDİR 
PROTEİNLERİN KUATERNER YAPISI: BİRLEŞİK PROTEİNLER 
YERYÜZÜNDE
CANLILIK NASIL OLUŞTU
1.Bu
cümleyi oluşturan harflerin, bir proteini oluşturan
amino asitler olduklarını farzedelim. Bu cümlenin
içindeki harfleri rastgele yere attığınızda, bu
anlamlı cümleyi oluşturma ihtimaliniz sıfırdır.
Böyle rastgele bir harekette milyarlarca farklı
sonuçla karşılaşabilirsiniz. Bu ihtimallerden
sadece üç tanesi şöyledir:
2. Herşeyden önce harflerin bir kısmı yere ters olarak
düşecektir.
3. Veya
bazı harfler yan, bazıları ters duracaktır. Üstelik
harfler atıldıklarında yanyana da durmayabilirler.
Yanyana durduklarını farzedelim, bu kez bir kısmı
elips, bir kısmı daire şeklinde dizilebilir.
4. Yanyana durmaları çok küçük bir ihtimaldir. Tüm
imkansızlığına rağmen yanyana durduklarını kabul
etsek bile, bu sefer de harflerin dizilimleri
yanlış olacaktır. Ve böylece ortaya hiçbir anlam
ifade etmeyen bir harfler yığını çıkacaktır.
Bu örnekte görüldüğü gibi,
doğadaki amino asitler rastgele biraraya geldiklerinde
kimi sağ-elli kimi sol-elli olacaktır. Üstelik
rastgele dizildiklerinde hiçbir anlam ifade etmeyen
bir sıralama oluşacaktır ve böylece ortaya protein
çıkamayacaktır. Anlamlı bir cümle gördüğünüzde
onu yazan akıl, bilgi ve şuur sahibi bir insanın
varlığından nasıl emin olursanız, proteinlerin
milyarlarca yıldır var olması da onları bilinç
ve akıl ile yaratan üstün bir Yaratıcı'nın varlığını
göstermektedir. |
|
Moleküler biyologlar tarafından, proteinlerin şans
eseri meydana gelme ihtimallerinin olmadığı konusunda
çok fazla olasılık hesabı yapılmıştır. Bu bilim adamları
arasında Harold Morowitz, Fred Hoyle, Ilya Prigogine,
Hubert Yockey ve Robert Sauer gibi ünlü bilim adamları
bulunmaktadır. Burada sayılanlar, evrimci bilim adamları
olmalarına rağmen, vardıkları sonuç, protein gibi makromoleküllerin
tesadüfen oluşma ihtimallerinin kesinlikle olmadığı
yönündedir.
Uzunluğu 100 amino asit olan küçük bir protein molekülünün
tesadüfler sonucunda oluşma ihtimalinin imkansızlığını
şöyle bir matematik hesabı ile görebiliriz:
100 amino asit uzunluğundaki bir proteinde, tüm amino
asitlerin şans eseri sol-elli olma ihtimali yaklaşık
olarak (1/2)100 ya da 1030'da 1 ihtimaldir. Canlılardaki
proteinlerde 20 amino asit bulunduğundan, proteini oluşturan
amino asit zincirinin belli bir bölgesinde özel bir
amino asit elde etme ihtimali 1/20 dir. 100 amino uzunluğundaki
özel bir proteini elde etme ihtimali (1/20)100 ya da
10130'da 1'dir. Belli bir amino asit zincirinde peptid
bağ elde etme ihtimali yaklaşık %50' dir. İçindeki bütün
bağların peptid olduğu 100 amino asitlik bir zincir
elde etme ihtimali yaklaşık (1/2)100 yada 1030'da bir
ihtimaldir. Bu da neredeyse sıfır denebilecek kadar
az bir ihtimaldir.
Şimdi tüm bu olasılık hesaplarını gözönünde bulundurarak,
bütün bağlarının peptid bağ olduğu, bütün amino asitlerinin
sol-elli olduğu ve amino asitlerin belirli bir protein
için özel bir sıralamaya göre dizildiği 100 amino asit
uzunluğundaki bir zincirin şans eseri oluşma ihtimalinin
ne olduğuna bakalım. Bu ihtimal yaklaşık 10190'da 1
olur. Böyle bir ihtimalin gerçekleşebilmesi için dünyanın
yaşı kadar uzun bir süre verilse bile, pratik olarak
bu proteinin oluşması ihtimali sıfırdır. Ayrıca matematiksel
olarak 1050'de bir ihtimalin "sıfır" olduğunu da göz
önünde bulundurursak, böyle bir durumun tesadüfen oluşması
ihtimalinin kesinlikle imkansız olduğunu açıkça görebiliriz.
Hatta 10190 sayısının yaklaşık 4 tane 1050 sayısı içerdiği
düşünülürse bu imkansızlık daha da iyi anlaşılır. (1050.1050.1050.1040=10190)
Bu sonuçların ışığında dünyaca ünlü biyokimyacı Michael
Behe, 100 amino asit uzunluğundaki bir proteinde uygun
bir dizilim elde etme ihtimalinin, gözleri kapalı birinin
8.600.000 kilometrekare büyüklüğündeki Sahra çölündeki
işaretlenmiş tek bir kum parçasını bulma ihtimalinden
bile çok daha az olduğunu ifade etmiştir. 10

Prof. Michael Behe, 100
amino asit uzunluğundaki bir proteinde uygun bir
dizilim elde etme ihtimalinin, gözleri kapalı
birinin Sahra Çölü'nde, işaretlenmiş tek bir kum
tanesini bulma ihtimalinden bile çok daha az olduğunu
söylemiştir. Bu örnek dahi, proteinlerin üstün
bir aklın ve bilincin sahibi olan Allah tarafından
yaratıldıklarının bir göstergesidir.
|
Tek bir proteinin dahi tesadüfen oluşması imkansızlığın
bu kadar ötesinde iken, canlıların yapılarında görev
yapan binlerce çeşit proteinin tesadüfen oluşup, biraraya
gelerek hücreleri oluşturduğunu iddia etmenin ne kadar
mantık dışı olduğu ortadadır. Kaldı ki, hücre bünyesinde
görev yapanlar sadece proteinler değildir. Hücre üstün
bir şuurla yaratılmış olan proteinlerin ve diğer moleküllerin
aynı şuur ile ve eşsiz bir planla organize edilmelerinden
oluşur. Hücrenin planı içinde hiçbir molekül boş yere
üretilmez, her birinin kendi özelliklerine uygun bir
görevi vardır.
Proteinin oluşumunun her aşamasında bir bilinç, bilgi,
irade, akıl, güç ve tasarımın varlığı açıkça görülmektedir.
Bunlar ise, üstün bir Yaratıcı olan Rabbimize ait olan
özelliklerdir. Allah'ın dışında, aciz ve hiçbir şeye
gücü yetmeyen tesadüf gibi kavramları veya varlıkları
yaratıcı kabul edenler, büyük bir yanılgı ve sapkınlık
içindedirler. Allah bir ayetinde şöyle buyurmaktadır:
Göklerin ve yerin mülkü O'nundur; çocuk
edinmemiştir. O'na mülkünde ortak yoktur, herşeyi yaratmış,
ona bir düzen vermiş, belli bir ölçüyle takdir etmiştir.
O'nun dışında, hiçbir şeyi yaratmayan, üstelik kendileri
yaratılmış olan, kendi nefislerine bile ne zarar, ne
yarar sağlayamayan, öldürmeye, yaşatmaya ve yeniden
diriltip-yaymaya güçleri yetmeyen birtakım ilahlar edindiler.
(Furkan Suresi, 2- 3)
10- Mere Creation, Edited By William A. Dembski,
Intervarsity Press, Illinois, 1998, s. 125-126  |