CANSIZ ATOMLARI PROTEİNLERE
DÖNÜŞTÜREN
KUSURSUZ YARATILIŞ
ŞUURSUZ ATOMLARIN İNŞA ETTİĞİ YETENEKLİ PROTEİNLER 
PROTEİNLERİN GÖREVLERİNE UYGUN KUSURSUZ YARATILIŞLARI 
AMİNO ASİTLERDEKİ DÜZEN 
PROTEİNLERDE NEDEN DOĞADAKİ 200 AMİNO ASİTTEN SADECE 20 TANESİ KULLANILIR? 
CANLI YAPILARDAKİ PROTEİNLER SADECE SOL-ELLİ AMİNO ASİTLERDEN MEYDANA GELİR 
AMİNO ASİTLERİN DİZİLİMİNDEKİ PLAN 
AMİNO ASİTLERİ BİRLEŞTİREN ÖZEL BAĞLAR 
AMİNO ASİTLERİ BİRBİRLERİNE BAĞLAYAN KÖPRÜ: PEPTİD BAĞI 
YERYÜZÜNDE CANLILIK NASIL OLUŞTU 
PROTEİNLERİN DÖRT FARKLI YAPISI 
PROTEİNLERİN PRİMER YAPISI: AMİNO ASİT DİZİLİMİ 
PROTEİNLERİN SEKONDER YAPISI: SARMAL VE TABAKALI YAPI 
PROTEİNLERİN TERSİYER YAPISI 
BAĞLARIN KUVVETİ EN UYGUN ŞEKİLDE OLMALIDIR 
PROTEİNİN ÜÇ BOYUTLU YAPISI KUSURSUZ BİR YARATILIŞIN ESERİDİR 
PROTEİNLERİN KUATERNER YAPISI: BİRLEŞİK PROTEİNLER 
PROTEİNLERİN GÖREVLERİNE UYGUN KUSURSUZ YARATILIŞLARI
Maddelere özelliklerini veren, atomlarındaki düzendir.
Her maddeyi meydana getiren atomlar "molekül" adı verilen
özel gruplar halinde düzenlenmiştir. Canlıların yapılarını
ve sistemlerini oluşturan moleküllerin atomları da canlılık
için özel olarak düzenlenmiştir. Bu, son derece önemli
bir konudur. Çünkü elinizdeki kitaptan oturduğunuz koltuğa,
kendi bedeninizden çiçeklerinize kadar her varlık atomlardan
oluşur. Ancak atomların farklı şekillerde gruplanmaları
ve organize olmaları ile, canlı ve cansız maddeler birbirlerinden
tamamen ayrılırlar.
Proteinler, canlılığı oluşturan dört büyük ana molekül
grubundan biridir. (Diğerleri nükleik asitler, lipidler
ve karbonhidratlardır.) Her molekül grubunda atomlar
farklı şekillerde dizilmişlerdir. Bu sayede farklı özellikler
kazanırlar ve bu özelliklerine göre görevler üstlenirler.
  
Ortadaki resim gözün
yapısı taklit edilerek tasarlanmış bir kameradır.
Yukarıda görülen, yüksek teknoloji ürünü, yüzlerce
parçadan oluşan kamera ile elde edebildiğiniz
en kaliteli görüntüyü düşünün. Bu görüntüde mutlaka
bir pus, karlanma veya kayma olur. Renkler
hiçbir zaman aslı gibi canlı ve net olmaz. Bir
de sadece protein ve yağlardan oluşan gözünüzün
oluşturduğu görüntüyü düşünün. Görüntünüzde hiçbir
zaman kayma, kararma, puslanma olmaz. Netlik ayarı
hiçbir zaman bozulmaz. Renkler ise hep canlıdır.
Onlarca yıldır binlerce bilimadamının, teknik
uzmanın ve mühendisin en ileri teknoloji ile oluşturamadığı
kalitedeki görüntüyü, şuursuz atomların tesadüfen
oluşturmaya başladıklarını iddia etmek akla ve
mantığa tamamen aykırıdır. Bu, gözün tüm parçaları
ile üstün bir Yaratıcı tarafından yaratıldığının
açık bir delilidir. |
Moleküllerdeki atomların düzeni o kadar hassas ve önemlidir
ki, çok kısa bir anda, tek bir protein molekülünün atomlarının
gerektiği gibi düzenlenmemesi durumunda vücutta onarılmaz
hasarlar oluşabilir. Örnek olarak görme olayını ele
alabiliriz. En gelişmiş kameradan bile çok daha üstün
bir teknolojiye sahip olan gözde, görme olayının gerçekleşmesi
için birçok protein görev yapar. Tıpkı kamerada görüntünün
oluşmasından sorumlu olan birçok parçanın görev yapması
gibi. (Ancak burada şunu da belirtmeliyiz ki, göz ve
kamera sistemleri arasında bir kıyas mümkün olmakla
birlikte, kameranın parçaları hiçbir zaman gözdeki proteinlerin
oluşturduğu netlik ve mükemmellikte bir görüntü oluşturamayacağı
açıktır. Bugün en gelişmiş teknolojilerle üretilen kameralar
için de bu durum geçerlidir.) Bu parçalardan birinin
bozuk olması kamerada görüntünün oluşmasını engelleyecektir
veya bozuk olmasına neden olacaktır. Aynı şekilde görme
işleminde görev alan birçok proteinden bir tanesinin
bile gerekli moleküler yapıya sahip olmaması durumunda,
görme işlemi bir anda hasara uğrayabilir. Örneğin rodopsin,
gözün ışığa tepki vermesini sağlayan bir proteindir.
Rodopsinin yapısındaki en küçük bir bozukluk bu işlemi
aksatır. Aynı şekilde retinadaki koni hücrelerde bulunan
ve renkli görmeyi sağlayan proteinlerin yapılarındaki
bozukluklar da renkli görmeyi engeller. Bir başka örnek,
gözü ultraviyole ışınlarının zararlı etkilerinden koruyan
melanin proteininin görevini yapamaması durumunda gözde
katarakt hastalığın oluşmasıdır.
Bu örneklerde de görüldüğü gibi, proteinlerin kendilerine
tahsis edilmiş görevleri yerine getirebilmeleri için
en uygun moleküler yapıya sahip olmaları şarttır. Bunun
içinse, proteinleri meydana getiren amino asit moleküllerinin
de en uygun şekilde düzenlenmiş olması gereklidir. Amino
asitlerin yapısında da tıpkı proteinlerde olduğu gibi
ayrıntılı bir tasarım ve kusursuz bir işleyiş hakimdir.
|